Antik çağlarda “Kotiaeion” olarak anılan Kütahya, tarihte, ekonomik ve düşünsel açıdan önemli gelişmelere sahne olan, Osmanlı yönetiminde ise uluslararası anlaşmalara imza atılan önemli bir merkez olarak varlığını korudu.
Anadolu’daki en eski yerleşim yerlerinden biri olan Kütahya’nın kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, tarihinin MÖ 3000’lere dayandığı düşünülmektedir.
Bölgedeki en eski yerleşim Hititlere aittir. Daha sonra, MÖ 1200’de Anadolu’ya gelen Frigler, bölgede bir devlet olarak örgütlendiler. Bu tarihten sonra Kütahya bölgesinde sırasıyla, Kimmer, Lidya, Pers, Makedonya, Bitinya ve Bergama krallıkları hâkim oldu. MÖ 133’te Roma yönetimine giren bölge, piskoposluk merkezi haline getirildi. Bizans döneminde kentin önemi iyice arttı; Bizanslılar kente hâkim olan bir tepede burçlarla güçlendirilmiş iki kat sur içinde bir şato yaptı. Bu şato, daha sonra Germiyanoğulları ve Osmanlı döneminde yapılan Kütahya Kalesi’nin temelini oluşturdu.
Kütahya’nın antik çağdaki adı olan Kotiaeion, “Kotis’in Kenti” anlamına gelir. Kotis, Romalıların MS 38’de Anadolu’ya gönderdiği komutanın adıdır. Daha sonra Türkler de, bu tarihe dayanarak kente “Kütahya” adını vermişlerdir.
Türk egemenliği
1071 yılındaki Malazgirt Muharebesi’nin ardından Türkler, kısa sürede Anadolu’yu fethetmişti. Kütahya, Anadolu Selçuklu Devleti’nin bir uç şehri oldu. 20 yıl kadar Türk egemenliğinde kalan Kütahya, 1096’da başlayan Birinci Haçlı Seferi’nin ardından tekrar Bizans egemenliğine geçse de, 1182 yılında Sultan II. Kılıçarslan tarafından yeniden fethedildi.
Anadolu Selçuklu Devleti’ne ait olan bölge, 1300’lerde, yine bir Türk beyliği olan Germiyanoğulları’nın egemenliğine girdi. Germiyan Beyi Süleyman Şah’ın 1381 yılında kızı Devlet Hatun’un çeyizi olarak Osmanlılara verdiği Kütahya, 1402 Ankara Savaşı’ndan sonra tekrar Germiyanoğulları topraklarına katıldı. 1429’da II. Yakup Bey’in vasiyeti üzerine Osmanlı Devleti’ne geri verilen Kütahya, Germiyanoğulları döneminde çok parlak bir dönem yaşadı, ekonomik ve düşünsel açıdan önemli gelişmelere sahne oldu. Kent, Osmanlı yönetimine geçtikten sonra “sancak merkezi” oldu. Anadolu Beylerbeyi İshak Paşa, 1451 yılında beylerbeylik merkezini Kütahya’ya taşıyarak buraya yerleşti.
Anadolu’ya yapılan seferlerde Osmanlı ordusunun önemli bir uğrak yeri olan Kütahya, önemli eserlerle donatıldı ve 1833’te Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa ile Osmanlı Devleti arasında imzalanan Kütahya Anlaşması ile de uluslararası alanda adını duyurdu.
Milli Mücadele yılları
İzmir’in 15 Mayıs 1919’da Yunanlılar tarafından işgal edilmesi ve düşman kuvvetlerinin Anadolu’ya doğru ilerlemeye başlaması üzerine pek çok bölgede olduğu gibi Kütahya’da da Kuvayi Milliye teşkilatı kuruldu. 20 Eylül 1919’da işgale karşı faaliyet göstermeye başlayan teşkilat halktan da maddi ve manevi anlamda büyük destek görüyordu. Askeri şube reisi Nüzhet Bey’in başkanlık ettiği teşkilat, kısa sürede güçlenerek silah, cephane tedariğine ve asker toplamaya başlandı. Meydana getirilen Kütahya Milli Taburlarını 6 Ağustos 1920’de teftiş eden Mustafa Kemal Paşa, Mutasarrıf Sait Bey’e Kütahya halkına takdirlerini bildiren bir yazı veriyordu.
Kütahya Mutasarrıfı Said Beyefendiye,
Büyük Millet Meclisinin selam ve ihtiramını muhterem halkımıza, kahraman orduya ve hamiyetkâr memurine tebliğ etmek üzere Kütahya’yı ziyaret eden heyetimiz, burada gördüğü mefharetbahş ve itminanaver tezakürat-ı samimiye ve âliyeden dolayı fevkalade müftehir ve mesrurdur. Vatanperver Kütahya ahalisinin mali fedakârlığı, maddi ve manevi himmet ve mesaisiyle beş on gün zarfında ihzar ve teçhiz edilen binlerce mevcuda baliğ kıtat-ı askeriyenin giriştiğimiz dini, milli, vatani mücadelede muzafferiyetimizi temin edecek kahraman bir zümre olarak isbat-ı fedakâri edeceğinden eminiz. Gerek zat-ı âlileriyle Müdafaa-i Hukuk Heyet-i gayyürüyesini gerek umum Kütahya halkının mucib-i mühabat olan himematından dolayı hissettiğimiz şükranı, Büyük Millet Meclisi namına beyan ile arz-ı veda eder ve işbu ihsasat-ı mahmedetkaranemizin aynen bütün ahaliye tebliğ buyurulmasını rica eyleriz..
6 Ağustos 1336 (1920)
Büyük Millet Meclisi Reisi
M. Kemal
17 Temmuz 1921’de Türk kuvvetlerinin hazırlıksızlığından yararlanan düşman kuvvetleri, Kütahya’yı işgal etti. Bir yıl süren bu karanlık dönemin ardından 26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz ve 30 Ağustos 1922’de yapılan Başkumandanlık Meydan Muharebesi sonucunda Yunan ordusu dağıldı ve aynı gün Türk birlikleri Kütahya’ya girdi.
Cumhuriyet dönemi
8 Ekim 1923’te vilayet haline getirilen Kütahya, 1926’da ilk sanayi tesisi olan Sümerbank Kiremit Fabrikası’na kavuştu; 1931’de ise demiryolu ile Balıkesir’e bağlandı. Tarım her zaman önemini korumakla birlikte, Kütahya Cumhuriyet döneminde yeraltı kaynakları ve sanayi açısından önemli bir gelişme gösterdi. Osmanlı döneminden beri çinicilik, dericilik ve dokumacılık merkezi olan il, atölye üretiminden sınai üretime geçişi de Cumhuriyet’ten sonra gerçekleştirdi. İlk büyük sanayi tesisi olarak 1926’da kurulan Sümerbank Seramik Fabrikası uzun yıllar tek işletme olarak kaldı, ancak 1950’lerden sonra Kütahya hızla sanayileşti. 1954’te Kütahya Şeker Fabrikası kuruldu, 1956’da ise Tunçbilek Termik Santralı üretime başladı. 1992’de kurulan Dumlupınar Üniversitesi, ilin kültürel hayatına canlılık getirdi.
Kütahya Anadolu’daki en eski yerleşim yerlerinden biri olup, kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, tarihinin MÖ 3000’lere dayandığı düşünülmektedir.